bg
bg
bg
11 Nisan
2017
Dua; kulun derdini bildirmesi değil, o derdin dermanının Allah olduğunu bilmesinin ifadesidir.
Sevmeyen insan dua edemez.
Allah kabul etmeyeceği duayı kulunun kalbine ilham etmez diline vermez.
Dua düşünceni kıblesine koymak içindir.
Dua doğru bilgilerin ardısıra Rabbine karşı sıralanmasıyla tefekkürünü, teslimiyetini, aklını ve tasavvurunu kıblesine koymaktır.
Kaldır elini hemen, dimağ doğruları düşünmeye otomatik başlar. 
Çünki dua bedenden sıyrılmaktır. Dua etmek namaz kılmaktan zordur. 
Bedensel ahvalden kalb ve ruhun derece-i hayatına girme fırsatını sana verir dua.. 
Dua etmeye başladıkça ruh bedene hakim olmaya başlar. 
Neleri Rabbine söylemişsen hemen enerjiye dönüşür, istemek cevabtır.. 
Münacatta kusuru deruhte etmek, üzerine almak vardır. Dua da istek vardır. 
Münacat zemindir, üzerine bina duadır. 
Dua daha latiftir, ondan münacat daha latiftir, ondan da ümmeti ümmeti demek daha latiftir. 
Münacatta şahsi birşey isteme yok, zatına bedenine ait değil, ruhuna dinine ait şeyler istiyor. 
Duanın hususi olan hali münacattır. 
Duada istediğimizi buluyoruz, münacatta ise necat buluyoruz. 
Dua mülk, münacat melekuttur. 
Münacatta kullukla ubudiyet var, ulaşma var, teslim var. 
Dua da ibadet var, istek var, ubudiyetin sırrı vardır. 
Münacatın sonunda miracı vardır. 
Dua suret, Münacat sima gibidir. 
Münacatta Rabbini tanımlama, tavsif var, kendini ifade etme var, ubudiyet ve kulluk zemini kurmak vardır. 
Duanın içinde münacat vardır.
 
Hasan Akar
En Yeniler